35 Genç insan neden öldürüldü?
-
Bugün Çapa'dan Küçükayasofya'ya kadar yürüdüm. Aksaray'a geldiğimde yağmur başladı, tabi yağmurla birlikte beş liralık şemsiyeler satan seyyar satıcılar da ortalığa doluşuverdiler. Hayır arkadaş, birden nasıl ortaya ellerinde şemsiyeyle çıkıyorlar ki, bu organize işlere bayılıyorum. Tabi bu şemsiyeci arkadaşlar, şemsiyesiz herkese satış yapma çabasıyla, sürekli iletişim halinde oluyorlar insanlarla. Bunlardan birsiyle ben de bir şemsiyesiz olarak gözgöze geldim zaten hayranım ya kendilerine, sonra da aramızda şöyle bi diyalog oluştu:
algılayan yumuşakçayı, hayvan işe hiç karıştırmadan taşıyordu."
Şimdi durup dururken niye bu akbiller elbil (elektronik bilet) oldu anlamadım. Ne güzel diğeri pratikti, anahtarlığına takıveriyordun, çantada kolay bulunuyordu falan. Üstelik otobüse arka veya orta kapılardan binebilen şanslı yolculardan olduğunda, akbilinin takılı olduğu anahtarlığı elden ele uzatıveriyordun da, yol ödemesi için biiiplendikten sonra bumerang gibi kendi akbilli anahtarlığın eline geri geliveriyordu. Oysa şimdi, geri gelen elbillerden hangisi kimin, karışıveriyor, bi sürü tantana oluyor. Üstelik tasarım da tasarım değil, İstanbul gibi şahane bi silüete sahip ve bi sürü şahane özelliklere sahip şehrin elektronik bilet tasarımı bu kadar mı sıradanlaştırılır bu kadar mı ruhsuzlaştırılır, hiç beğenmedim. 
Salı günü yürüyüşe başladım. Tam bi saat hızlı hızlı yürüdüm, sonra da yirmişerden üç tur mekik çektim, eve gelip duş aldım, kahvaltı olarak da yulaf ezmesine, biraz pekmez ve bi parça da beyaz peynir katıp onu yedim. Fakat istikrarım öğleye kadar sürdü. Öyle bir iştahım var ki, başkası benim yerime bu kadar yese 100 kilo çoktan olmuştu. Fakat ciddi bir tombul kuş havasında olmam da yüze merdiven dayarıma klavuzluk etmiyor değil. Sanırım antidepresanı bırakmam biraz buna sebep oldu, sonra düzensiz beslenmem ve abur cubursuz günümün geçmemesi ve bu sıralarda yiyecek içecek fotoları çekmem de bu iştaha yan etkenler oldu.
Bu sıralar kendimi işime kilitlemiş durumdayım, bi gün programım aksasa ya da bilinçli olarak uyuyup kalsam sonra bütün hafta suçluluk duygusuyla dolanıp duruyorum. Gerçi işe karşı olan bu aşırı duyarlılığım bana yıllardır tutturamadığım bir ivme kazandırdı. Öte yandan her şeyi rölantiye aldım, yazmak, okumak, çizmek, kitap, defter cilteleme işlerini... Hatta bazen eve bile gitmediğim oluyor, çalışmayı tercih edip.